Son Eklenenler

1 Ocak 2019 Salı

Unknown

Sağlık Üzerine dikkat etmemiz gerekenler.

"Hayatında hep şeker oldu. Çayı, kahveyi şekersiz içmedin. Kahvaltıya krem çikolatasız oturmadın. Beyaz pirinç ve ekmeğin şeker olduğunu unuttun. İçinde glukoz ve aspartam olan ürünler tükettin. Kolanın ve gazlı içeceklerin şeker ve zehir karışımı olduğunu bile bile içtin. Önce insülin direncin başladı sonra şeker hastası oldun, 150 kilo oldun ama durmadın.

Margarin ve trans yağ içeren ürünleri kullandın. Tereyağı ve zeytinyağı tüketmedin ki organlarından biri iflas edene kadar bunları yedin.

Paketlenmiş hazır sıvı ve katı tüm ürünlerdeki koruyucu kimyasalların seni kanser edeceğini önemsemedin. Salçanı, makarnanı, turşunu hatta, limonu sıkıp limon suyunu bile kendin yapmadın. İçlerindeki katkı maddelerini umursamadan hazır almak kolayına geldi. Pazardan nohutunu, fasülyeni bile almadın, bunları konserve satın almak yemek basitti.

İnsanlar 4000 yıldır misvak vb. doğal malzemelerle diş fırçalarken sen gittin 35 açılı sentetik veya domuz kılından yapılmış diş fırçasını ağzına soktun. O da yetmedi; bildiğimiz çamaşır deterjanının şeker ve naneyle karıştırılmış şekli olan diş macunu ile hayat boyu diş fırçaladın ve bunun bir kısmını yuttuğunu göz ardı ettin. Bal ve karbonatın dişlerini tartarlardan bile temizlediğini bilmedin ve dişleri de o macunlarla çürüttün.

Çamaşır deterjanının ve yumuşatıcının vücut ısısı ile deri tarafından emildiğini ve cilt kanserinin en büyük nedeni olduğunu umursamadın. Çamaşırlarını boraks ve karbonat karışımı ile yıkayıp yumuşatıcı gözüne elma sirkesi koyarak muhteşem bir temizlik elde edeceğini umursamadın.

Bulaşık makinesine deterjan ve parlatıcı koyduğunda, o deterjanı ve parlatıcıyı yediğini fark etmedin. Deterjan yerine karbonat, parlatıcı yerine sirke koyarak hem sağlıklı hem de tertemiz bulaşıkların olacağını önemsemedin.
Evde basitçe kostik ve zeytinyağını karıştırıp kalıplara dökmek ve kendi doğal sabununu yapmak dururken, gidip içerisinde bin tane kimyasal zehir olan o sabunlarla her sabah yüzünü bedenini yıkadın. Her gün bu daha da iyi diye pazarlanan o şampuan zehirleriyle saçını yıkadın.
Evini arap sabunu gibi doğal yağlarla üretilmiş bir sabun yerine, temiz olsun diye çamaşır suyuyla sildin. O su buharlaştıkça soludun ve akciğer kanseri oldun.

Karıncaları, böcekleri, sinekleri; limon karbonat fesleğen acı biber vb doğal yollarla evinden uzak tutmadın. Bastın böcek zehrini, o ağır kimyasalları temizlesen bile gitmez bunu unuttun. Soludun ve eşyaların üzerinden ellerinle ağzına soktun. O kadar kandırıldın ki, böcek zehrine neden böcek ilacı dendiğini bile sormadın.

Yaşamını mahveden büyük şehirde egzoz gazı solumaya ve araba kullanmaya devam ettin.

Resmen radyoaktif olan cep telefonunu kulağına 2 saat yapıştırdın. Radyoaktif olan wi-fi (kablosuz ağ) vericisini evin içine soktun, radyoaktif olan alıcı bilgisayarı da dizinin üstünden indirmedin. Yatarken cep telefonunu hep başucunda tuttun ama uçak moduna almayı akıl etmedin.

Hem çocuğunun odasına hem de kendi yatak odana gece lambası koydun ve geceleri açık tuttun. Bağışıklık sisteminin gelişmesini ve kanserden korunmayı sağlayan melatonin hormonunun gece uyurken zifiri karanlıkta üretildiğini hiç duymadın ya da duydun ama boş verdin.

Doğal beslenmeyen hayvanları, sebzeleri, meyveleri ve tahılları yedin ve adına da "doğal beslenme" dedin.
Üzerinde "organik" yazan her gıdayı gerçekten organik sandın bunlara normalden fazla para bile ödedin ama bir gıdanın gerçekten organik sayılabilmesi için gerekli standartlar nelerdir ve aldığın organik(!) ürün gerçekten de organik midir hiç merak edip araştırmadın incelemedin.

Yiyeceklerini cam ve toprak kaplarda saklamak ve pişirmek yerine çelik ve bilmediğin kaplamalarla kaplı kaplarda pişirdin yedin. En önemlisi de mutfağının her yerine plastik, teflon ve alüminyum soktun ve çizildikçe onları da yediğini ve seni adım adım kansere götürdüğünü unuttun.

Denize lağım ve fabrika atıkları boşaltırken o denizden çıkan balığı yedin, midyeleri yedin.

Fast food'un her aşamasının zehir ve ölümcül olduğu bas bas bağırılırken sen tepsi kadar pizzaları götürüyordun, içerisinde hayvan DNAsı bile bulunmayan adına et denilen burgerleri yuvarlıyordun. Menünüzü hüçük bir fiyat farkıyla büyütelim mi dediklerinde hayır demedin ve mideni büyüttün. Obez oldun.

Evine naylon torba, naylon kıyafet, sentetik ayakkabılar terlikler soktun. Kıyafetlerinde sadece pamuk, bambu lifi, keten tercih etmedin.

Sobayı attın ve evine klimayı ve bilimum elektrikli ısıtıcıyı soktun.

Toprağa dokunmuyor ve stresten gülümsemeyi unutuyorsun. Sonuç; sokaktaki her on kişiden üçü kanser. Sen de ya bu üç kişiden birisin ya da tüm bu saydıklarımı ısrarla yapmaya devam edersen, bir süre sonra dördüncüsü de sen olacaksın… Hadi seni geçtik de kardeşim, peki ya çocuğunun suçu ne?"

Alp Durmuş
Advertisement

13 Kasım 2018 Salı

yakupcetincom

Bir Tosun hikâyesi Beyaz perdeye aktarılıyor – Bir komedi Dolandırıcılık hikâyesi.

Bugün 16 Kasım’da vizyona girecek Best Brothers Production firmasının yapımı olan Çift'lik Bank Tosun Firarda filmi hakkında konuşacağız. Ülkemizde geçtiğimiz bahar aylarında yaptığı vurgunla ekranları uzunca süre meşgul eden Çiftlik Bank Mehmet Aydın’ın hikâyesini anlatan bir film vizyona giriyor.

Kilolarından dolayı Çiftlik Bank’ın Tosunu olarak lanse edilen ve 80 bin kişiyi dolandırarak 500 milyon TL dolandıran Aydın’ın hayatını ve insanları dolandırma taktiğini anlatacak. Bu film kaç Milyon TL hasılat yapar ve kaç milyon izlenme yapar bilemeyiz ama komedi tarzında olsa da 80 binlik dolandırılanlar listesinde ki kişilerin sinemasever de olsa bu filmi izlemeyecekleri kesin. J

Filmin fragmanın da yapımcının belirttiği gibi filmin amacı güldürerek bir şeyleri insanlara düşündürmek. Yapımcının açıklaması şu şekilde;

Halkımızı dolandırıcılara karşı bilinçlendirmek amaçlı yapılmış olan, son günlerde uzun süre gündemde kalan olayı, ÇİFTLİK BANK skandalını mizahi bir dille anlatan, Pis Yedili dizisindeki Orço karakteriyle tanınan Burak Alkaş ve Fercan Bay'ın başrollerini oynadığı filmde sosyal medya fenomenleri Murat Övüc ve Yaşar Şengül'ün yanı sıra ünlü oyuncular Tayfun SAV, Vahdet Çakar, Gökhan Çelik gibi isimler yer alıyor. Film güldürürken aynı zamanda düşündürüyor...

Güldürerek böyle bir hikâye anlatılmış olsa da bizlere yani Türk milletine ne kadar faydalı olabilir sanmıyorum. Ülkemizde Titanları, Jet Fadılları vs vs bizim jenerasyonunun bildiği ve bilmediğimiz ve onlarca böylesi vakar maalesef ülkemizde eksik değil ve eksilmeyecek de. İnsanların kestirmeden köşeyi dönme isteği bitmedikten sonra, kısa yoldan insanları sömürerek ereklerini gerçekleştiren Tosuncuklar bu ülkede maalesef eksilmez.

İşin birde şu boyutu var filmin beyaz perde dışındaki gerçek hayat kahramanı tosuncuk da bu filmi izleyecek kendine göre gülerek gururlanacak ve filmde kendi başlarına gelenleri gören 80 binlik kişi sinir küplerine binecek gibi görünüyor. Umarım filmin yapımcısının da dediği gibi haberlerden ders çıkarmayanlar bu filmden ders çıkarır ve ülkemizde tekrar bu şekilde mağduriyetler yaşanmaz.

Film sever birisi olarak 2 dakikalık izlediğim fragman da gülme krizlerine girdim, birde tabi gerçek hayattan da kesitler içerdiğini bilince haliyle insanın dikkatini özellikle cezbediyor. Nasipse Konya’da olduğum bir zamanda sinemada seansları uyarsa mutlaka gidip izleyeceğim.

Esenlikle kalın – 13.11.2018 – Sözler Günlüğü 

Filmin fragmanı; 

12 Kasım 2018 Pazartesi

yakupcetincom

Bir Bekar olarak 11 Kasım Dünya Bekarlar gününü kaçırmak.

Bugün maillerimi kontrol ederken  11 Kasım tarihinin Çin merkezli olarak Dünya Bekarlar günü ilan edildiğini öğrendim.

11 Kasım Dünya Bekarlar günün olduğunu 12 Kasım'da öğrenince biz bekarlar için icat edilmiş tek günü kaçırmanın üzüntüsü içerisindeyim 😀 Bekarlar günü 1990'lı yıllarda Sevgililer Günü karşıtı olarak başlamış ve bekarların da kendi günlerini kutlayabilmesi için ortaya çıkarılmış bir özel günmüş. Biz bekarlığı o kadar özümsemişiz ki günümüzden bile haberimiz yok😀

Şaka bir tarafa böyle bir günün olduğunu ve özel günler içerisinde en çok hasılat yapılan bir gün olduğunu öğrendim. Düşünün 2017 yılında Alibaba firması verilerine göre 25,3 Milyar $ satış yapılmış. Bakalım dün kutlanan bu günde ne kadar hasılat yapıldı.
Bekarlar günün kutlandığı ve en iyi gelirlerin elde edildiği ülke Çin'miş. Çin'in nüfusu düşünülünce demek ki bekar sayısı da çok fazla olunca rağbet çok fazla.

Günümüzde her şey ekonomiye dayandığı için özel günlerde hep tüketim endeksli şeyler. Düşünün bizler için popüler olan Anneler günü, Babalar günü ve Sevgililer günü. Düşünün bu özel günler güzelde insan sevdiğini sadece bir gün mü hatırlamalı ve bu hatırlamalar da tamamen ekonomik olarak bir şeylere mi endekslenmeli? bence hayır.

Konunun özü özeti bilmediğimiz bir gün varmış onuda öğrendik, dünkü 11 Kasım Bekarlar günü hediyelerinizi bugünde verebilirsiniz benim  için sorun teşkil etmiyor. 😀😀😀 Biz bu gidişle 2019'da da Dünya Bekarlar gününü haberimiz olmadan kutlarız. 😀

Esenlikle kalın 12.11.2018 - Sözler Günlüğü

8 Kasım 2018 Perşembe

yakupcetincom

Biz filmlerde ki iyileri sevdik ve kötülerden nefret ettik galiba?

Dün televizyonlarda izlenme rekorları kıran Diriliş Ertuğrul dizisi yeni sezonuna başladı. Konumuza başlamadan eh uzunca bir zaman olmuştu özlemiştik artık J ekranlara hoş geldi sefa getirdi.

Dizinin sezonun ilk bölümünde faiz konusunda Ertuğrul’un aman vermemesini konu alan bir sahne gördük ve sonrasında da bilmeyerek bu olaya ortak olan Ertuğrul’un evladının akıbetini gördük. Bu sahneler sonrasında sevdiğimiz değer verdiğimiz kardeşlerimizde paylaştı art niyetsiz amaçla ama sosyal medyada art niyetli kişiler tarafından hemen olayı çarpıtma girişimi başladı.


Bu şekilde bir çarpıtmaya sebep nedir derseniz?
Ertuğrul Gaziyi oynayan sanatçı(‘yı diyorum çünkü gerçekteki ismi benim için önemli değildir) Televizyon reklamlarında bir Bankanın reklamlarında oynuyor. Diziyi izlerken hemen paylaşımlar başladı benim için Ertuğrul Gazi karakterinin Televizyona aktarılması önemlidir. Bugün bu oyuncu oynar yarın başka bir oyuncu oyuncuların sanatı önemlidir gerçek hayatla sanal olanı, sanal olanla da gerçek hayatı karşılaştırırsak çok yaman çelişki içine gireriz.

Ben çoğu akranlarım gibi Tarihimizi kıt kaynaklarla çevrilmiş Cüneyt Arkın - Battal Gazi filmleriyle öğrendik ve bu filmlerle büyüdük, tarihi örfümüze ananemizi ve geleneğimize göre güzel bir şekilde bugünlerde aktaran essiz bir yapımın bir oyuncunun gerçek hayatta yaptığı ek işinden dolayı gölgelenmesi bence yanlış.

Türk milleti olarak olayın özüne baktığımızda kötü karakterdeki insanlarda, iyi karakterde ki insanlarda ekonomik kaygıyla bir şeyler üretip çalışıyor. Emek ve yemek meselesi yani. Kişinin oyunculuğu iyi olunca en çok para veren para kaynağı bir bankanın reklamında oynaması oyuncu için bir başarıdır.

Yanlış anlaşılmasın bende faize karşıyım kesinlikle ama şuan ki düzende hepimiz Bankalara uğrayıp bankalardan işlem yapmaktayız. İstesek de, istemesek de o reklamlarda oynayan oyunculardan fazla bu bankacılık sistemine dahilizdir. Ben faiz almıyorum desek de bu ekosistem'den nefes alıyoruz.

Anneannemin bir sözü vardır televizyon izlerken hep der "Bu filimdeki insanlar bu şekilde ölüyorsa insan kalmaz" 😁 Sanalla gerçeğin ayrımının yapılamaması sorunu. Konumuzun başında da dediğimiz gibi "Biz filmlerde ki iyileri sevdik ve kötülerden nefret ettik galiba?" ve genel dizi alışkanlıklarımıza bakınca çok bağlanıyoruz. İyi karakterleri seviyor ve kötü karakterleri düşman belliyoruz.
Örnek vermek gerekirse;

TRT 1'de yayınlanan ve birçok kişinin ekran karşısında saatlerce oturmasına neden olan Diriliş Ertuğrul dizisinin geçtiğimiz günlerde yayınlanan bölümünden sonra oldukça ilginç bir olay yaşandı. Diziden etkilenen bazı Sivaslılar, karakterlerden Saadettin Köpek'e pusu kurmak için belediyeden otobüs istediler. Kaynak

Daha önce 'Süleyman Çakır'ın ölümü üzerine gıyabi cenaze namazı kılınmıştı, şimdi de Polat öldü diye gazetelere ilan verildi. Kaynak


İki sevilen diziden 3 adet örnek 😀 Sadettin Köpek için pusu kurma girişimine diyecek hiçbir söz yok. Bazen görüyoruz Ertuğrul izlerken televizyon karşısında kılıç sallayan kişileri. işin özü gerçek hayatla sanalı karıştırmayalım ve bırakalım sanatçılar değişik yönlere çekilmeden sanatlarını icra etsinler.

Esenlikle kalın - Sözler Günlüğüm - 08.11.2018

5 Kasım 2018 Pazartesi

yakupcetincom

Bir Müslüm hikâyesini izledik

Bir devrin efsane isimlerinden Müslüm Gürses’in gerçek hayatından beyaz perdeye aktarılan güzel bir filmi izleme fırsatımız oldu.

Bir zamanlar Efsane Babalar akımının Müslüm Babasının geçmişte hayatını şekillendiren acı ve keder yüklü hayatı ve sanata olan tutkusunu bu film sayesinde izledik ve milyon izlenme hedefiyle izlemeye de devam ediyoruz.
Filmi izleyince insanın bu hayat hikâyesinden etkilenmemesi elde değil, özellikle aile içinde şiddet ve huzursuzluğu yaşamış bir bireyin kendinde bir şeyler bulmaması imkânsızdır.

Eserlerinin sözlerinden etkilendiğimiz sanatçının hayat hikâyesi de bizleri yakından etkiledi, büyük ustayı saygıyla ve rahmetle yâd ediyorum.
Belirli aralıklarla sinemada film izlemeyi seven birisi olarak tüm sinemaseverlere izlemedilerse izlemelerini tavsiye ederim. Gerek gerçek hayattan kesit filmin konusu, gerekse film teknik ve kurgu açısından essiz bir biyografi yapıtı olmuş.

Filmi izlerken çektiğim kısa kısa görünümlerden konumuzda paylaşıyorum.




27 Temmuz 2018 Cuma

Unknown

Sağlıklı ❣ ve mutlu 😊bir hayat için tavsiyeler😉

1. Bol su için.🍶
2. Kahvaltıda🍳 çok, öğle yemeğinde 🌮orta, akşam yemeğinde 🍲az yiyin.
3. Ağaçlarda 🌳ve bitkilerde 🌾yetişen yiyecekleri daha çok, fabrikalarda üretilen🍱 yiyecekleri hiç tüketmeyin❗
4. Hiç bir şeyi içinize atmayın😏.
5. İbadet🕌 ve dua 👐için bol bol  zaman ayırın.
6. Her gün en az 10 dakika 😐sessiz olarak oturun.Tefekkür edin🤔.
7. Uykunuzu 🛌 düzenli tutun.
8. Her gün 10-30 dakika yürüyüş 👟 yapın. Ve yürürken gülümseyin.
9. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın 😒. Onların seyahatinin nasıl olduğuna dair hiçbir fikriniz 🙄 yok.
10. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere 😧 sahip olmayın. Bunun yerine enerjinizi 😉 şu an için harcayın, nefes aldığınız her anın kıymetini bilin 😌, keyfine varın 🤗.
11. Sadeliğin 💫güzelliğini keşfedin.
12. Hayatı çok da ciddiye almayın 🙃. Fâni olduğunuzu ⚰unutmayın.
13. Kıymetli enerjinizi☇başkaları hakkında konuşarak 🤐 boşa harcamayın.
14. Sû-i zandan ☻kaçının.
15. Kıskançlık, çekememezlik 😡zamanın boşa ⏰ harcanmasıdır. İhtiyacınız olan her şeye zaten sahipsiniz 😌.
16. Geçmiş meseleleri 😏 unutun. Kişilerin geçmiş hatalarını 🤐 hatırlatmayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu 😊bozar😔.
17. Hayat, birisine kin duyarak 😕zamanı boşa harcamak için çok kısadır⏳. Kimseden nefret 😉 etmeyin.
18. Geçmişinizle 🤗barış yapın ki, şimdiki zamanı 🌟bozmasın.
19. Hayatın bir okul🏢 olduğunu ve öğrenmek 🙇🏼‍♀ için burada olduğumuzu unutmayın. Problemler, matematik 🔢 dersi gibi gelip giden, ancak aldığımız derslerin bir ömür boyu👴👵 devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır.
20. Daha fazla gülümseyin ☺ ve pozitif ➕olmaya çalışın.
21. Her tartışmayı kazanmak 🗣durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmasanız da, anlaşın👍.
22. Ailenizi 👪sık arayın 📲.
23. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin. Gülümseme 🙂, teşekkür🤗, iltifat👌, yardım😇, destek 👍 moral...
24. Herkesi her şey için affedin💞.
25. 70 yaşından büyük👴👵 ve 6 yaşından küçük 👶 kimselerle vakit geçirin.
26. Her gün en az 3 kişiye gülümseyin 😊😉ve tanımadığınız birine SELÂM 🙋verin.
27. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü ile ilgilenmeyin😏.
28. Doğru olanı 🌟yapın, yanlışlarınız için de pişman olmayın😐. Ne oluyorsa ya da olmuyorsa, hayrımıza 😌 olduğu içindir!
29. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan her şeyden uzak durmaya çalışın😉.
30. ALLAH her şeyi iyileştirir,😇 şu an fark etmesek de, yaşadığımız her şey iyiliğimiz 😌 içindir.
31. Bir durum iyi veya kötü olsun, 📈📉nasılsa değişecektir. Durumu kabullenin.💐
32. Nasıl hissederseniz 😊😔 hissedin, kalkın🕴, giyinin ve ortaya 💁 çıkın. Kendinizi eve kapatmayın.
33. En iyisine henüz sıra gelmedi.🎁
34. Sabah canlı olarak uyandığınız için ALLAH TEÂLÂ'ya  şükredin.😌
35. Maneviyatınız ☺daima mutluluğunuzdur. Hislerinizi önemseyin😊. İnanın💗, dua edin👐, gerekeni yapın 👌ve gerisini ilahi akışa✒ bırakın.. 👍

Sağlıcakla kalın🕊
Selâm ve sevgiler ile...

Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat TARHAN 
 Hocadan sağlıklı ❣ve mutlu 😊bir hayat için tavsiyeler😉

12 Nisan 2017 Çarşamba

Unknown

Anlayabilmek

Satılık Köpek Yavruları" ilanının hemen altında küçük bir çocuğun başı gözüktü ve çocuk dükkan sahibine sordu :
– "Köpek yavrularını kaça satıyorsunuz?"
Dükkan sahibi :
– "30 dolarla 50 dolar arasında değişiyor fiyatları" dedi.
– "Benim 2 dolar 37 sentim var" dedi çocuk.
– "Bir bakabilir miyim yavrulara"
Dükkan sahibi gülümsedikten sonra bir ıslık çaldı ve köpek kulübesinden beş tane yumak halinde yavru çıktı. Yavrulardan biri arkadan geliyordu. Küçük çocuk yürümekte zorluk çeken sakat yavruyu işaret edip sordu:
– "Bunun nesi var?"
Dükkan sahibi onun kalça çıkığı olduğunu ve hep sakat kalacağını açıkladı.
Küçük çocuk heyecanlanmıştı.
– "Ben bu yavruyu satın almak istiyorum."
Dükkan sahibi:
– "Hayır o yavruyu satın alman gerekmiyor. Eğer gerçekten istiyorsan o yavruyu sana bedava veririm"
Küçük çocuk birden sinirlendi. Dükkan sahibinin gözlerinin içine dik dik bakarak:
– "Onu bana vermenizi istemiyorum. O da diğer yavrular kadar değerli ve ben fiyatını tam olarak ödeyeceğim. Aslında şimdi size 2 dolar 37 cent vereceğim ve geri kalanını ayda 50 cent ödeyerek tamamlayacağım."
Dükkan sahibi çocuğu ikna etmeye çalıştı:
– "Bu köpeği gerçekten satın almak istediğini sanmıyorum. Bu yavru hiçbir zaman diğer yavrular gibi koşup, zıplayamayacak ve seninle oynayamayacak."
Bunun üzerine küçük çocuk eğildi, pantolonunu sıvadı ve büyük bir metal parçasıyla desteklediği sakat bacağını dükkan sahibine gösterip, tatlı bir sesle:
– "Ben de çok iyi koşamıyorum ve bu yavrunun kendisini çok iyi anlayacak bir sahibe gereksinimi var" dedi.

14 Mart 2017 Salı

Unknown

Soruları Öğrenciler mi çaldı? Neden bu eziyetler


​Geçtiğimiz günlerde ÖSYM'nin düzenlemiş olduğu YGS sınavı gerçekleştirildi. 

ÖSYM tarafından gerçekleştirilen sınavlarda uzun süredir sınav sorularının çalınması durumundan dolayı büyük güvenlik önlemleri ve tedbirleri alınmakta. Bu tedbirler öğrencilerimizin geleceğinin güvenliği için olması gereken bir şey ama alınan tedbirlerin alındığı noktada bir hata var diye düşünüyorum. 

Uzun süredir ÖSYM tarafından uygulanan sınavlarda kişiler üstlerinde kimlik belgesi ve sınav giriş belgesi harici hiç bir şey alamıyor. 

Bu noktada da aklımda deli sorular oluşuyor; şöyle ki Ülkemizde ÖSYM sorularının çalındığı doğrumu, evet doğru.

Peki bu ÖSYM sorularını öğrenciler mi çaldı? Hayır

Peki bu sorular sınav yapılan yerlerde mi çalındı? Hayır

Nerede çalındı o zaman? Merkez'de işin ana merkezlerinde sınavdan önce temin edilerek şer odakların güdümündeki elemanlarına çözdürülüp çalıştırılıp sınava gönderildiler. 

Bu olay açık belli iken bu soruların çalınması noktasında yapılan haklı baskılara ÖSYM tarafı güvenlik önlemlerinin artırılması olarak çözüm üretti ve alınan tedbirlerle sürekli olarak gerekeni yapıyoruz mesajı veriliyor. 

Ancak burada bir sorun var, alandaki insanların suçu yokken sen onları baskılıyorsun, bir öğrencinin bir yıllık emeğini 1 dakika gibi az bir gecikme yüzünde heba ettiriyorsun!

Hepimiz haberlerden ve sosyal medyada yaşananları büyük bir kederle izledik, evden değil de işten gelen varı yoğu sınav olan bir gencimiz kendini tutamadı üzüntüsünden ağlamaya koyuldu. 

Gerçekten bu olayları gördükçe üzülüyoruz, geleceğimizin teminatı gençlerimize haksızlık yapıyor ve bu nesile hırsız gibi muamele ediyoruz, kendi gençlerimizin özgüvenlerini merkezi olarak yapılan hırsızlıklardan dolayı rencide etmemek lazım. 

Bu sınavlarda alınan tedbirler öyle bir hale geldi ki kişilerin cüzdanları, telefonları, anahtarları ve kemerleri bile çıkartılır oldu. Bu şekilde bir uygulama sonrası da okulların etrafındaki ürün satan işportacılar veya dükkanlar sattıkları ürünlerden çok emanet parası kazanır hale geldi. Şimdi aynı il merkezinde olanlar için bir nebze olsun sorun değil ama köyden şehre sınav için gelen çantası vs bir sürü malzemesi ile gelenler ne yapacak belki telefon kredi kartları ve özel değerli eşyalarını 1-2 TL gibi emanet bedeliyle emanet etmektedirler. Bu olay bence büyük bir zafiyet sebebidir. Kişinin özel bilgilerinin çalınması ve ileride büyük sorunların çıkmasına sebep olabilmektedir. 

Kendimde devamlı olarak sınava giren bir vatandaş olarak ÖSYM'nin ve Devletimizin bir önce bu sıkıntılara bir çözüm bulması gerekmektedir. Bu hırsızların yaptığı emek hırsızlıklarının hiç alakası olmayan öğrencilere ödettirilmemesi için gerekli düzenlemenin yapılacağına bir öğrenci olarak inancım sonsuz. 

Yakup Çetin  14.03.2017 - 15:06