Sözler Günlüğü - Yakup Çetin
Son Kelam Makaleleri
Loading...

16 Eylül 2021 Perşembe

Clickbait (Tıklama Tuzağı) Mini Dizisini izledim.

Sitemizde uzun zamandır içerik oluşturmuyorum. Hem film hem de Dizi izleme tutkum eksilmeden devam ediyor.

Bugün çok hoşuma giden Clickbait dizisiyle bir yazı yazmadan geçemedim. Bu diziden çok etkilendim dizinin Türkçe karşılı "Tıklama Tuzağı" olarak çevriliyor. Şuan bu mini dizide anlatılanlar Sosyal medyada paylaştıklarımız ve K.V.K.K olarak hayatımıza giren kişisel verilerin korunması kanunu anlamında çok şeyler düşündürdü. 

Filimde bir iyi adamın sosyal medyasından ve kişisel hesabından derlenen fotoğraflarla hesaplar açılarak başka insanlara zarar verilmesi ve kişinin ölümüne kadar giden ve sonrasında zincirleme ölümlere yol açan bir hikayeyi konu alıyor. 

Tabi bu dizide kurgulanan içerikler gerçek değildir veya bir kısmı yaşanmış olaylardan esinlenmiş olabilir. İnsan diziyi izlerken gerçekten 8 bölümde pür dikkat kesiliyor. 

Teknolojik yenilikler hayatımızı gün ve gün iyi yönde geliştirirken bir kısım yönlerde de bizleri dış etkilere karşı savunmasız bırakıyor. Özellikle ben gibi Sosyal Medya'da çok paylaşım yapmayı seven kişilerin yüzleri yapay zeka ile işlenip olmadık manipülasyonlara açık hale gelebiliyor. 

Bu makaleyi okuyan çoğu kişi beni veya seni kim ne yapsın diyebilir. Evet beni veya sizi kim ne yapsın ama Dizide de olduğu gibi saplantılı insanlar hayatlarımızda var. Bir ara bizim bölgeden bir gernç bayanı kafasına takmış birisiyle sosyal medyada keşiştik ve paylaşımlarında kızın fotoğraflarını paylaşıyor. Bu dizide olduğu photoshop yardımıyla manipüle ederek paylaşıyordu. Kişisel olayımda mağdur değildim ve benden uzak durmasını söyledim ama benle alakalı olmayan bir konuda sataşma sonrası hakaret olunca mahkemeye verdim ve hüküm giydi. 

Yukarıda anlattığım olayı bizi veya seni kim ne yapsın diye düşünecek arkadaşlar için anlattım. Çevremizde olmasa da her yerde böyle saplantılı insanlar var. Sizin profil fotoğraflarınızı alıp hesabınızı taklit eden onlarda hesabım çalındı paylaşımı görmüssünüzdür. Bu olayların ileri travmatik versiyonu bu dizide anlatılanlardır. Basit takip veya basit bir dolandırıcılık girişiminin ötesine giderek ciddi sonuçlara varabilecek herbişey başımıza gelebilir. 

Neyse konuyu çok dağıttım burada en büyük tehlikede dizide olduğu gibi bu tarz paylaşımlar ve içeriklerle çok sevdiğimiz ve değer verdiğimiz kişiye karşı ailen veya eşin olsa bile değişebiliyor. Hep derler ya çamur at doğrulanmazsa izi kalsın. Atanın yapanın umurunda olmaz ve kendini aklamak için dizide ki ailenin adamın suçsuzluğu için çabası bunu gösteriyor. 

Makalemizi sonlanmadan son söz olarak, kendi paylaşımlarınızı sorgulayacağınız, olabilir ya diyeceğiniz çok güzel bir dizi mutlaka izleyin izleyeceğiniz 8 bölüm buna değecektir. 

16.09.2021 - Yakup Çetin



7 Mart 2021 Pazar

Beklemek Üzerine - Bir Fotoğraf Karasinin düşündürdükleri

Beklemek nedir bilir misin?

Bazen baharı,

Bazen kışı,

Bazen Hazanı ve

Bazen yazı.

En kötüsü de, beklenmekte olan hiç gelmeyecek geçmişleri. 

Beklemek böyle birşey. Dışarıda çiçekler açar ama sende vakit sonbahar veya kıştır. 

Öyle ya cancağızım vakti belirleyen içinde ki andır. Vaktiniz bahar olsun dışarda kış olsa ne yazar vesselam.

Yakup Çetin - 07.03.2021 

3 Temmuz 2019 Çarşamba

Bankalar İnternet Bankacılığında Masrafları Kaldıracağına neden artırıma gidiyor?

Günümüz insanı neredeyse her iş ve işlemini elektronik ortamda gerçekleştiriyor. Bu şekilde yaygın elektronik hizmetler artarken insanların eğilimleri de artarken hizmetlerin daha uygun bir şekilde insanların hizmetine sunulması gerekirken bankalarımız EFT ve Havale işlemlerine ek ücretler aldığını belirtiyor. 

Benim aklımın almadığı olay ise şu sonuçta ben bir bankayı kullanıyorsam yatırım amaçlı kullansam veya kullanmasam da o bankada bir mali değer tutuyorum demektir. Benim bu mali değerimden sermaye akışı sağlayan bir bankanın benden ekstradan para talep etmesi gerçekten ilginç.

Bugün mesaiden sonra Halkbankasından gelen mail sonrasında böyle ücretlerin yansımaya başladığını öğrendim. Bildiğim kadarıyla diğer Devlet bankası Ziraat Bankasında da aynı durum geçerli. Tabi sadece devlet bankası değil bir çok özel bankada bu şekilde uygulamaları belirliyor ama bence yanlış yapıyorlar.

Sonuç itibariyle En Para, Kuveytürk ve Benim Param vb ek uygulama ve düzenlemelerle alternatifler geliştiren bankalarda mevcut. Böyle bir durum varken bence



Halk Bankası tarafından yapılan bildiri şu şekildedir;
Değerli müşterimiz,
Halkbank Mobil Şube'den gerçekleştireceğiniz EFT ve Havale işlemlerinden bugün itibari ile işlem ücreti alınmaya başlanacaktır.
Mobil Şube'den yapılan işlem ücretlendirme bilgileri aşağıda yer almaktadır;
Mobil Şube'den gerçekleştirilen EFT işlemlerinden; 4,50 TL, havale işlemlerinden 1,75 TL işlem ücreti alınacaktır.
Mobil Şube'den gerçekleştirilen ileri tarihli düzenli EFT işlemlerinde; ilk gönderilen EFT'den, Mobil Şube online EFT işlem ücreti, ilk EFT'den sonra gönderilen tüm EFT'ler için ise 3,00 TL işlem ücreti alınacaktır.
Alınacak tüm işlem ücretlerine BSMV dahildir.
Bilgilerinize sunarız.
Saygılarımızla,
Tüm bankaların yapmış olduğu işlemlerden aldıkları ücretleri öğrenmek için http://ebulten.bddk.org.tr/tuketiciverileri/Comp/Comp.aspx adresinde ilgilibankaları seçerek uygulamış oldukları fiyat politikalarını BDDK üzerinden inceleyebilirsiniz.


Sözler Günlüğü - Yakup Çetin - 03.07.2019

1 Ocak 2019 Salı

Sağlık Üzerine dikkat etmemiz gerekenler.

"Hayatında hep şeker oldu. Çayı, kahveyi şekersiz içmedin. Kahvaltıya krem çikolatasız oturmadın. Beyaz pirinç ve ekmeğin şeker olduğunu unuttun. İçinde glukoz ve aspartam olan ürünler tükettin. Kolanın ve gazlı içeceklerin şeker ve zehir karışımı olduğunu bile bile içtin. Önce insülin direncin başladı sonra şeker hastası oldun, 150 kilo oldun ama durmadın.

Margarin ve trans yağ içeren ürünleri kullandın. Tereyağı ve zeytinyağı tüketmedin ki organlarından biri iflas edene kadar bunları yedin.

Paketlenmiş hazır sıvı ve katı tüm ürünlerdeki koruyucu kimyasalların seni kanser edeceğini önemsemedin. Salçanı, makarnanı, turşunu hatta, limonu sıkıp limon suyunu bile kendin yapmadın. İçlerindeki katkı maddelerini umursamadan hazır almak kolayına geldi. Pazardan nohutunu, fasülyeni bile almadın, bunları konserve satın almak yemek basitti.

İnsanlar 4000 yıldır misvak vb. doğal malzemelerle diş fırçalarken sen gittin 35 açılı sentetik veya domuz kılından yapılmış diş fırçasını ağzına soktun. O da yetmedi; bildiğimiz çamaşır deterjanının şeker ve naneyle karıştırılmış şekli olan diş macunu ile hayat boyu diş fırçaladın ve bunun bir kısmını yuttuğunu göz ardı ettin. Bal ve karbonatın dişlerini tartarlardan bile temizlediğini bilmedin ve dişleri de o macunlarla çürüttün.

Çamaşır deterjanının ve yumuşatıcının vücut ısısı ile deri tarafından emildiğini ve cilt kanserinin en büyük nedeni olduğunu umursamadın. Çamaşırlarını boraks ve karbonat karışımı ile yıkayıp yumuşatıcı gözüne elma sirkesi koyarak muhteşem bir temizlik elde edeceğini umursamadın.

Bulaşık makinesine deterjan ve parlatıcı koyduğunda, o deterjanı ve parlatıcıyı yediğini fark etmedin. Deterjan yerine karbonat, parlatıcı yerine sirke koyarak hem sağlıklı hem de tertemiz bulaşıkların olacağını önemsemedin.
Evde basitçe kostik ve zeytinyağını karıştırıp kalıplara dökmek ve kendi doğal sabununu yapmak dururken, gidip içerisinde bin tane kimyasal zehir olan o sabunlarla her sabah yüzünü bedenini yıkadın. Her gün bu daha da iyi diye pazarlanan o şampuan zehirleriyle saçını yıkadın.
Evini arap sabunu gibi doğal yağlarla üretilmiş bir sabun yerine, temiz olsun diye çamaşır suyuyla sildin. O su buharlaştıkça soludun ve akciğer kanseri oldun.

Karıncaları, böcekleri, sinekleri; limon karbonat fesleğen acı biber vb doğal yollarla evinden uzak tutmadın. Bastın böcek zehrini, o ağır kimyasalları temizlesen bile gitmez bunu unuttun. Soludun ve eşyaların üzerinden ellerinle ağzına soktun. O kadar kandırıldın ki, böcek zehrine neden böcek ilacı dendiğini bile sormadın.

Yaşamını mahveden büyük şehirde egzoz gazı solumaya ve araba kullanmaya devam ettin.

Resmen radyoaktif olan cep telefonunu kulağına 2 saat yapıştırdın. Radyoaktif olan wi-fi (kablosuz ağ) vericisini evin içine soktun, radyoaktif olan alıcı bilgisayarı da dizinin üstünden indirmedin. Yatarken cep telefonunu hep başucunda tuttun ama uçak moduna almayı akıl etmedin.

Hem çocuğunun odasına hem de kendi yatak odana gece lambası koydun ve geceleri açık tuttun. Bağışıklık sisteminin gelişmesini ve kanserden korunmayı sağlayan melatonin hormonunun gece uyurken zifiri karanlıkta üretildiğini hiç duymadın ya da duydun ama boş verdin.

Doğal beslenmeyen hayvanları, sebzeleri, meyveleri ve tahılları yedin ve adına da "doğal beslenme" dedin.
Üzerinde "organik" yazan her gıdayı gerçekten organik sandın bunlara normalden fazla para bile ödedin ama bir gıdanın gerçekten organik sayılabilmesi için gerekli standartlar nelerdir ve aldığın organik(!) ürün gerçekten de organik midir hiç merak edip araştırmadın incelemedin.

Yiyeceklerini cam ve toprak kaplarda saklamak ve pişirmek yerine çelik ve bilmediğin kaplamalarla kaplı kaplarda pişirdin yedin. En önemlisi de mutfağının her yerine plastik, teflon ve alüminyum soktun ve çizildikçe onları da yediğini ve seni adım adım kansere götürdüğünü unuttun.

Denize lağım ve fabrika atıkları boşaltırken o denizden çıkan balığı yedin, midyeleri yedin.

Fast food'un her aşamasının zehir ve ölümcül olduğu bas bas bağırılırken sen tepsi kadar pizzaları götürüyordun, içerisinde hayvan DNAsı bile bulunmayan adına et denilen burgerleri yuvarlıyordun. Menünüzü hüçük bir fiyat farkıyla büyütelim mi dediklerinde hayır demedin ve mideni büyüttün. Obez oldun.

Evine naylon torba, naylon kıyafet, sentetik ayakkabılar terlikler soktun. Kıyafetlerinde sadece pamuk, bambu lifi, keten tercih etmedin.

Sobayı attın ve evine klimayı ve bilimum elektrikli ısıtıcıyı soktun.

Toprağa dokunmuyor ve stresten gülümsemeyi unutuyorsun. Sonuç; sokaktaki her on kişiden üçü kanser. Sen de ya bu üç kişiden birisin ya da tüm bu saydıklarımı ısrarla yapmaya devam edersen, bir süre sonra dördüncüsü de sen olacaksın… Hadi seni geçtik de kardeşim, peki ya çocuğunun suçu ne?"

Alp Durmuş

13 Kasım 2018 Salı

Bir Tosun hikâyesi Beyaz perdeye aktarılıyor – Bir komedi Dolandırıcılık hikâyesi.

Bugün 16 Kasım’da vizyona girecek Best Brothers Production firmasının yapımı olan Çift'lik Bank Tosun Firarda filmi hakkında konuşacağız. Ülkemizde geçtiğimiz bahar aylarında yaptığı vurgunla ekranları uzunca süre meşgul eden Çiftlik Bank Mehmet Aydın’ın hikâyesini anlatan bir film vizyona giriyor.

Kilolarından dolayı Çiftlik Bank’ın Tosunu olarak lanse edilen ve 80 bin kişiyi dolandırarak 500 milyon TL dolandıran Aydın’ın hayatını ve insanları dolandırma taktiğini anlatacak. Bu film kaç Milyon TL hasılat yapar ve kaç milyon izlenme yapar bilemeyiz ama komedi tarzında olsa da 80 binlik dolandırılanlar listesinde ki kişilerin sinemasever de olsa bu filmi izlemeyecekleri kesin. J

Filmin fragmanın da yapımcının belirttiği gibi filmin amacı güldürerek bir şeyleri insanlara düşündürmek. Yapımcının açıklaması şu şekilde;

Halkımızı dolandırıcılara karşı bilinçlendirmek amaçlı yapılmış olan, son günlerde uzun süre gündemde kalan olayı, ÇİFTLİK BANK skandalını mizahi bir dille anlatan, Pis Yedili dizisindeki Orço karakteriyle tanınan Burak Alkaş ve Fercan Bay'ın başrollerini oynadığı filmde sosyal medya fenomenleri Murat Övüc ve Yaşar Şengül'ün yanı sıra ünlü oyuncular Tayfun SAV, Vahdet Çakar, Gökhan Çelik gibi isimler yer alıyor. Film güldürürken aynı zamanda düşündürüyor...

Güldürerek böyle bir hikâye anlatılmış olsa da bizlere yani Türk milletine ne kadar faydalı olabilir sanmıyorum. Ülkemizde Titanları, Jet Fadılları vs vs bizim jenerasyonunun bildiği ve bilmediğimiz ve onlarca böylesi vakar maalesef ülkemizde eksik değil ve eksilmeyecek de. İnsanların kestirmeden köşeyi dönme isteği bitmedikten sonra, kısa yoldan insanları sömürerek ereklerini gerçekleştiren Tosuncuklar bu ülkede maalesef eksilmez.

İşin birde şu boyutu var filmin beyaz perde dışındaki gerçek hayat kahramanı tosuncuk da bu filmi izleyecek kendine göre gülerek gururlanacak ve filmde kendi başlarına gelenleri gören 80 binlik kişi sinir küplerine binecek gibi görünüyor. Umarım filmin yapımcısının da dediği gibi haberlerden ders çıkarmayanlar bu filmden ders çıkarır ve ülkemizde tekrar bu şekilde mağduriyetler yaşanmaz.

Film sever birisi olarak 2 dakikalık izlediğim fragman da gülme krizlerine girdim, birde tabi gerçek hayattan da kesitler içerdiğini bilince haliyle insanın dikkatini özellikle cezbediyor. Nasipse Konya’da olduğum bir zamanda sinemada seansları uyarsa mutlaka gidip izleyeceğim.

Esenlikle kalın – 13.11.2018 – Sözler Günlüğü 

Filmin fragmanı; 

12 Kasım 2018 Pazartesi

Bir Bekar olarak 11 Kasım Dünya Bekarlar gününü kaçırmak.

Bugün maillerimi kontrol ederken  11 Kasım tarihinin Çin merkezli olarak Dünya Bekarlar günü ilan edildiğini öğrendim.

11 Kasım Dünya Bekarlar günün olduğunu 12 Kasım'da öğrenince biz bekarlar için icat edilmiş tek günü kaçırmanın üzüntüsü içerisindeyim 😀 Bekarlar günü 1990'lı yıllarda Sevgililer Günü karşıtı olarak başlamış ve bekarların da kendi günlerini kutlayabilmesi için ortaya çıkarılmış bir özel günmüş. Biz bekarlığı o kadar özümsemişiz ki günümüzden bile haberimiz yok😀

Şaka bir tarafa böyle bir günün olduğunu ve özel günler içerisinde en çok hasılat yapılan bir gün olduğunu öğrendim. Düşünün 2017 yılında Alibaba firması verilerine göre 25,3 Milyar $ satış yapılmış. Bakalım dün kutlanan bu günde ne kadar hasılat yapıldı.
Bekarlar günün kutlandığı ve en iyi gelirlerin elde edildiği ülke Çin'miş. Çin'in nüfusu düşünülünce demek ki bekar sayısı da çok fazla olunca rağbet çok fazla.

Günümüzde her şey ekonomiye dayandığı için özel günlerde hep tüketim endeksli şeyler. Düşünün bizler için popüler olan Anneler günü, Babalar günü ve Sevgililer günü. Düşünün bu özel günler güzelde insan sevdiğini sadece bir gün mü hatırlamalı ve bu hatırlamalar da tamamen ekonomik olarak bir şeylere mi endekslenmeli? bence hayır.

Konunun özü özeti bilmediğimiz bir gün varmış onuda öğrendik, dünkü 11 Kasım Bekarlar günü hediyelerinizi bugünde verebilirsiniz benim  için sorun teşkil etmiyor. 😀😀😀 Biz bu gidişle 2019'da da Dünya Bekarlar gününü haberimiz olmadan kutlarız. 😀

Esenlikle kalın 12.11.2018 - Sözler Günlüğü

8 Kasım 2018 Perşembe

Biz filmlerde ki iyileri sevdik ve kötülerden nefret ettik galiba?

Dün televizyonlarda izlenme rekorları kıran Diriliş Ertuğrul dizisi yeni sezonuna başladı. Konumuza başlamadan eh uzunca bir zaman olmuştu özlemiştik artık J ekranlara hoş geldi sefa getirdi.

Dizinin sezonun ilk bölümünde faiz konusunda Ertuğrul’un aman vermemesini konu alan bir sahne gördük ve sonrasında da bilmeyerek bu olaya ortak olan Ertuğrul’un evladının akıbetini gördük. Bu sahneler sonrasında sevdiğimiz değer verdiğimiz kardeşlerimizde paylaştı art niyetsiz amaçla ama sosyal medyada art niyetli kişiler tarafından hemen olayı çarpıtma girişimi başladı.


Bu şekilde bir çarpıtmaya sebep nedir derseniz?
Ertuğrul Gaziyi oynayan sanatçı(‘yı diyorum çünkü gerçekteki ismi benim için önemli değildir) Televizyon reklamlarında bir Bankanın reklamlarında oynuyor. Diziyi izlerken hemen paylaşımlar başladı benim için Ertuğrul Gazi karakterinin Televizyona aktarılması önemlidir. Bugün bu oyuncu oynar yarın başka bir oyuncu oyuncuların sanatı önemlidir gerçek hayatla sanal olanı, sanal olanla da gerçek hayatı karşılaştırırsak çok yaman çelişki içine gireriz.

Ben çoğu akranlarım gibi Tarihimizi kıt kaynaklarla çevrilmiş Cüneyt Arkın - Battal Gazi filmleriyle öğrendik ve bu filmlerle büyüdük, tarihi örfümüze ananemizi ve geleneğimize göre güzel bir şekilde bugünlerde aktaran essiz bir yapımın bir oyuncunun gerçek hayatta yaptığı ek işinden dolayı gölgelenmesi bence yanlış.

Türk milleti olarak olayın özüne baktığımızda kötü karakterdeki insanlarda, iyi karakterde ki insanlarda ekonomik kaygıyla bir şeyler üretip çalışıyor. Emek ve yemek meselesi yani. Kişinin oyunculuğu iyi olunca en çok para veren para kaynağı bir bankanın reklamında oynaması oyuncu için bir başarıdır.

Yanlış anlaşılmasın bende faize karşıyım kesinlikle ama şuan ki düzende hepimiz Bankalara uğrayıp bankalardan işlem yapmaktayız. İstesek de, istemesek de o reklamlarda oynayan oyunculardan fazla bu bankacılık sistemine dahilizdir. Ben faiz almıyorum desek de bu ekosistem'den nefes alıyoruz.

Anneannemin bir sözü vardır televizyon izlerken hep der "Bu filimdeki insanlar bu şekilde ölüyorsa insan kalmaz" 😁 Sanalla gerçeğin ayrımının yapılamaması sorunu. Konumuzun başında da dediğimiz gibi "Biz filmlerde ki iyileri sevdik ve kötülerden nefret ettik galiba?" ve genel dizi alışkanlıklarımıza bakınca çok bağlanıyoruz. İyi karakterleri seviyor ve kötü karakterleri düşman belliyoruz.
Örnek vermek gerekirse;

TRT 1'de yayınlanan ve birçok kişinin ekran karşısında saatlerce oturmasına neden olan Diriliş Ertuğrul dizisinin geçtiğimiz günlerde yayınlanan bölümünden sonra oldukça ilginç bir olay yaşandı. Diziden etkilenen bazı Sivaslılar, karakterlerden Saadettin Köpek'e pusu kurmak için belediyeden otobüs istediler. Kaynak

Daha önce 'Süleyman Çakır'ın ölümü üzerine gıyabi cenaze namazı kılınmıştı, şimdi de Polat öldü diye gazetelere ilan verildi. Kaynak


İki sevilen diziden 3 adet örnek 😀 Sadettin Köpek için pusu kurma girişimine diyecek hiçbir söz yok. Bazen görüyoruz Ertuğrul izlerken televizyon karşısında kılıç sallayan kişileri. işin özü gerçek hayatla sanalı karıştırmayalım ve bırakalım sanatçılar değişik yönlere çekilmeden sanatlarını icra etsinler.

Esenlikle kalın - Sözler Günlüğüm - 08.11.2018

5 Kasım 2018 Pazartesi

Bir Müslüm hikâyesini izledik

Bir devrin efsane isimlerinden Müslüm Gürses’in gerçek hayatından beyaz perdeye aktarılan güzel bir filmi izleme fırsatımız oldu.

Bir zamanlar Efsane Babalar akımının Müslüm Babasının geçmişte hayatını şekillendiren acı ve keder yüklü hayatı ve sanata olan tutkusunu bu film sayesinde izledik ve milyon izlenme hedefiyle izlemeye de devam ediyoruz.
Filmi izleyince insanın bu hayat hikâyesinden etkilenmemesi elde değil, özellikle aile içinde şiddet ve huzursuzluğu yaşamış bir bireyin kendinde bir şeyler bulmaması imkânsızdır.

Eserlerinin sözlerinden etkilendiğimiz sanatçının hayat hikâyesi de bizleri yakından etkiledi, büyük ustayı saygıyla ve rahmetle yâd ediyorum.
Belirli aralıklarla sinemada film izlemeyi seven birisi olarak tüm sinemaseverlere izlemedilerse izlemelerini tavsiye ederim. Gerek gerçek hayattan kesit filmin konusu, gerekse film teknik ve kurgu açısından essiz bir biyografi yapıtı olmuş.

Filmi izlerken çektiğim kısa kısa görünümlerden konumuzda paylaşıyorum.




Hayata Bir Çizik Attım

[Hayata Bir Çizik Attım][recentbylabel2]
    Hayat bir an, o da bu an...
Notification
This is just an example, you can fill it later with your own note.
Done